İyileşme ÖrnekleriSize inancımız hiç azalmamıştı. azalmayacak da... Allah sizden razı olsun. Şu anda sanki kanser hastası değilmişçesine yürüyor ve geziyor. üçüncü üç aylık kür sonucunu da sizinle paylaşacağım. Allah'tan dileğimiz ilaçlarınızın büyümesini durdurduğu gibi tümörü de yok etmesi. Tekrar tekrar teşekkür ederim. Yazının tamamı... |
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ
- Nedir
- Nedenleri
- Belirtileri
- Alternatif tedavi
- Bitkisel Tedavisi
- Gerekli Raporlar
- Metastaz
- S.S.S.
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ NEDİR?
Sebebi belli olmayan ya da akciğerde oluşan tümörlerin vücuttaki tahribatı ile sonu ölümlere varan, çağın vebası olarak da adlandırılan bir hastalıktır.
Akciğer kanseri teşhisinin konulması göğüs hastalıkları uzmanının gerekli tetkik ve tahlilleri ve sonunda biopsi sonucunda patoloji raporu ile sabitlenir.
Teşhisin konulması:
- HASTANIN ŞİKÂYETLERİ SONUCU DOKTORA BAŞVURUSU
- BİOKİMYA TAHLİLLERİ
- TAM KAN SAYIMI
- ULTRASON
Ve daha sonra buradan çıkan neticelere göre doktor daha detaylı bilgi ve teşhis için üst gurup tahlillere gider
- KANSER MARKERLERİ
- TAM KANSAYIMI
- MR –TOMOGRAFİ yâda PET
- BRONOSKOPİ
Yukardaki tetkikler neticesinde doktorunuz teşhisi koymuştur artık bundan sonrası tamamen artık tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesidir.
SOLUNUM SİSTEMİ
Vücut dokularında yaşamsal olayların sürmesi için gerekli
OKSİJENİ havadan sağlayan sisteme SOLUNUM SİSTEMİ denir. Solunum yolları ile solunum organı akciğerlere gelen hava alveol duvarındaki kapillerlerine içindeki kana(Eritrosit’lere) geçer. Dokularda metabolizma sonucu biriken karbondioksitte kapillerlerdeki kandan alveollere geçer ve dışarı atılır. Öyleyse kısaca diyebiliriz ki solunum sistemi vücut
İçin gerekli O2’yi sağlar, vücutta oluşan CO2’ti dışarı atar.
Bu sistem 3 bölümde incelenir.
1-Üst solunum yolları: (Cavum nasi, paranasal sinuslar ve nasop Harynx)
2-Alt solunum yolları: (Larynx, trachea ve bronchi)
3-Solunum organı: PULMO “Akciğer”
Solunum yolları fonksiyonel olarak ayrıca hem solunum, hemde
Başka görevi olan(Cavum nasi koku alma, cavum orms sindirim ve tat alma, pharynx sindirim ve işitme, larryx ses çıkarma)solunum
Yolları ile yalnız solunum görevi olan solunum yolları (Trachea, brochi) olarak ta ayrılabilir.
1-ÜST SOLUNUM YOLLARI:
a)Burun(Nasus) ve burun boşluğu(Cavum nasi):Burun bakıldığında (Nasus externus) Radix nasi, dorsum nasi, minor, cartilago septinasi tarafından oluşturulur. Burun derisi kıkırdaklarla çok sıkı kaynaşmıştır ve çok sayıda bezler içerir. Cavum nasiye dönen kısmına vestibulum nasi denir ki burası kıllar (vibrissae) içerir.
CAVUM NASİ; septum nasi ile ikiye ayrılmış bir boşluktur. Dört duvarı vardır. Üst duvar os nasale, os ethmoidale’nin lamina cribrosası ve corpus ossis sphenoidale’den; Alt duvar sert damak ( proc. Palatinus maxillae ve lamina horisontalis ossis palatini’den ibarettir.) tarafından, diş duvar, corpus ossis maxillae os ethmolidale, lamina perpendicularis ossis palatini ve iç duvar STEPUM NASİ tarafından yapılmıştır. Septum nasi üç parçadan ibarettir. (pars membranacea, pars catiloginea ve pars ossea)
Dış duvar üzerinde ÜÇ KONKA bulunur ki bunlar arasında da meatuslar oluşur. Concha nasalis inferior ayrı bir kemiktir. Her üç konka’nın serbest kenarları aşağı doğru bükerek Meatus nasi inferior medius ve superior’u oluşturur.
Bütün burun boşluğu bir mucosa ile örtülür(tunica mucosa). Bu mucosanın koku ve solunum ödevli iki bölüm vardır.
Reigo olfactoria: (koku bölümü) Concha nasalis media’dan geçirilen horisontal düzlemin üstünde kalan cavum nasi mucosasıdır. Rengi sarımtıraktır ve neuro-epitelial koku hücreleri içerir. İç kısmından myelinsiz sinir lifleri başlar ve demet halinde guruplaşır. (koku yoluna ait birinci nöron burada bulunur).
Reigo respiratoria:”Solunum bölümü” Reigo olfactoriannin altında kalan geniş alandır. Burası solunum yollarına özgü çok katlı sili epitel mucoseröz bezler (Gll nasales) ile kaplanır. Konka bölgesinde mucosa çok sayıda venöz, ağa ( plex. Venosi concharum ) sahiptir.
Burun boşluğu etrafında “SİNUS PARANASALİS” dediğimiz kemik boşluklar vardır. Bu boşlukların içi cavum nasi mucosasına benzer bir mucosa ile kaplanmıştır. İçleri hava ile doludur. Cavum nasi kanalları ile aracılığı ile ilişkilidirler. Bunlar “ SİNUS MAXİLLARİS”, sinus FRONTALİS, Sinus ethmoidalis ve SINUS sphenoidalis olmak üzere dört guruptur.
b)Nasopharynx(pars Nasalis): Choanae narium’lar ve konkalar aracılığı ile ilişkidedir. Yan duvarlarında ostium pharyngeum tubae auditivae bulunur, bunun arkasına da torus tubarius ve recessus pharyngeus vardır. Ostiumun altında M.levator veli palati’ninin tümseği torus levatorius yer alır. Alt sınırı yumuşak damağın arka alt kenarından geçirilen planla gösterir. Ostium pharyngeum tubae bölgesinde mucosa lenf dokusundan zengindir(burada TONSİLLA TUBARİA), ayrıca üst duvar arka tarafından da Tonsilla pharyngea vardır.
TONSİLLALAR “Bademcikler”: Ağız boşluğu ve yutakta yerleşmiş Lenfo_epitel ya oluşumlarıdır. Gözeli bağ dokusu içine serpiştirilmiş lenf folliküllerindendir, dıştan mucosanın lenf dokusu içine doğru girmesi ile Cripta tonsillasers’ler oluşmuştur. Bademcikler ağız geçidi ve yutakta kesintisiz bir halka oluşturmuşlardır ki buna “ANULUS LYMPHATİCUS” “Waldeyer’in lenfa halkası” denir. Şu bademcikler vardır.
a)Tonsilla lingualis: Tek dil kökündendir
b)Tonsilla palatina: Çift sinus tonsillaris’tedir
c)Tonsilla tubaria: Çift ostium phary tubae yanında
d)Tonsilla pharyngea: Tek pars nasalis pharyngistedir
2-ALT SOLUNUM YOLLARI:
a)Gırtlak (Larynx): Hem solunum, hemde ses çıkarma ile görevli bir organdır. Boynun ön bölümünde dil ve hyoid kemiğin altında trachea’nın üstünde yer almıştır. Alt ve üst sınırları şu şekilde gösterilebilir. Üstte boyun omurunun üst kenarından geçirilen altta boyun omurunun alt kenarından geçirilen yatay planların arasında bulunur.(veya Cartilago thyroideanın alt üst kenarlarından geçirilen düzlemlerin arasındadır.) Larynx kıkırdak, bağ ve kaslardan yapılmış bir boşluktur.
1- Larynx’in kıkırdak iskeleti:
.
Cartilago thyroidea: İki lamina (lamina dextra et sinistradan) yapılmıştır. Bu iki lamina önde bir açı altında (Angulus thyroideus) birleşmişlerdir ki buraya Prominencia laryngis denir. Laminalar arkada corun superior et inferiorla sonlanır.
Cartilago cricoidea:”Yüzüksüz kıkırdak” Alt bölümde bulunan larynxin en sağlam ve kalın kıkırdağıdır. Önde acrcus, arkada lamina’sı vardı.
Cartilago epiglottica: Cartilago thyroidea’nın
Üstünde gırtlağın girişindedir. Alt kısmı ( petiolus epiglottica ) Lig thyroepiglotticum ile cart. Thyroideaya bağlanmıştır.
Cartilago arytenoidea: “Piramit kıkırdak” Çift kıkırdaklardır ve cart. Cricoidea’nın laminasının üst kenarına oturur. Alt kısmında iki çıkıntısı vardır. Bunlarda öndeki proc. Vocalis ( hiç kemikleşmez ) arkadaki de proc. muscularis’tir. Tepesinde cartilago cornuculata larynx kıkırdakları arasında bulunurlar.
2- Larynx’in eklem ve bağları:
Art. Cricothyroidea: Cart. Thyroidea’nın cornu inf. İle cart. Cricoidea arasındaki eklem.
Art. Cricoarytenoidea: Piramit kıkırdağın basisi ile yüzüksü kıkırdağın laminası arasındaki eklemdir piramit kıkırdağın dönmesi ile ses yarığı genişler ve daralır.( abduction ve adduction hareketi de yapılabilir
Membrana fibroelastica laryngis:
Membrana thyrohyoidea: Hyoid kemik ile kalkan kıkırdağı arasında gerilmiştir. Lig. Thyrohyoideum medianum ile desteklenmiştir.
Membrana guadrangulare: Epiglot ile piramit kıkırdak arasındadır. Alt kenarı serbesttir ve lig. vestibulare’yi oluşturur.
Conus elasticus: Yüzüksüz kıkırdağın kenarında lig. Vocaleye kadar uzanır.
Bağlar:
Lig. Thyrohyoideum medianum
Lig. Cricothyroideum
Lig. Hyoepiglotticum
Lig. Pharyngoepiglottica
3- Larynx’in kasları:
M.Cricothyroideum: Dışarıda bulunan tek kastır.
M.Thyroarythenoideus: Piramit kıkırdağı öne çekerek ses tellerini gevşetir.
M.Cricoarytheoideus lateralis: Ses tellerini gerer.
M.Cricoarytheoideus posterior: Rima glottidis’i genişletir.
M.Arytenoideus transversus et obliquus: Ses yarığını genişletir.
Bu beş kas ses oluşumunda etkilidir. Larynx’te ses oluşumu ile ilgili olmayan iki kas (M.thyroepiglotticus ve M.aryepigotticus) daha vardır. Bunlardan M.aryepigotticus gırtlak boşluğu girişinin Epiglotu arkaya çeker kapatır.
4- Cavum laryngis: “Gırtlak boşluğu” İç yüzü mucosa ile döşeli bir boşluktur.
Plica vertricularis: Üst gırtlak kısmındadır. Buraya kadar olan larynx bölümüne VESTİBULUM LARYNGİS denir.
Plica aryepiglottica: Giriş “aditus laryngisi” çevreler.
Plica Vocalis: ligvocale ve M.vocalisten oluşur. Plica vocalisler arasında RİMA GLOTTİDİS oluşur.
Plica vertricularis ile Plica vocalis arasındaki bölüme CAVUM İNTERMEDİUM LARYNGİS (ventriculus laryngis) Plica vocalislerin altındaki bölüme de CAVUM İNFRAGLOTTİCUM denir.
b)Soluk borusu ve bronşlar(Trachea ve Bronchi):
Trachea: Larynxten sonra gelen ve sadece solunum fonksiyonu olan solunum yollarıdırlar. Trachea Cartilago cricoidea’dan ( C6 seviyesinden) başlar. Bifurcatio trachea (T4 veyaT5 hizası) kadar olan bölümdür. Uzunluğu 10–12 cm çapı ise 1,5–2 cm kadardır. Duvarı 16–20 adet kıkırdaktan “cartilagines tracheales” ibarettir. Kıkırdaklar yüzüğümsü fakat 1/5 arka kısımları eksiktir. Buraları pars membranacea ve M.trachealesler tarafından kapatılmıştır. Kıkırdaklar birbirine ligamentum annulare’ler aracılığıyla bağlanmışlardır.
Tracheanın üst yarısı boyundadır ki buna pars cervicalis adı verilir. Alt yarısı göğüs boşluğundadır, buna da pars thoracalis denir.
Tracheanın iç yüzü çok katlı silindirik titrek tüylü epital ile örtülüdür. Mucosa çok sayıda bez içerir. Kan damarları ve sinirler tracheaya pars membranacea bölümüne gider.
Bronchi: Beşinci veya göğüs omuru hizasında trachea ikiye ayrılır. (Bifurcatio trachea) bu şekilde sağ ve sol iki bronkus (Bronchus principalis dexter et sinister) meydana gelir. Bu iki broncus arasında 70 derecelik bir açı oluşur ki açının tepesi hizasına (içeride) carina tracheae denir. Sağ sol bronchus principalisler arasında şu farklılıklar vardır.
|
Broncus Principalis Dexter |
Broncus Principalis Sinister |
UZUNLUĞU |
2cm (Kısa) |
5cm (Uzun) |
ÇAP |
15mm(kalın) |
10mm(ince) |
TRACHEA EKSENİ |
|
|
YAPTIĞI AÇI |
24,5– derece |
45,5 derece |
|
|
|
Bronşların duvar yapıları tracheaya benzer. Bronkuslar ait oldukları taraf akciğeri içine girerek birçok kollara ayrılır.
3-SOLUNUM ORGANI:
Dışarıdan oksijenin alınıp karbondioksitin dışarı atıldığı organ akciğerdir. Akciğerler (pulmones) sağ sol (pulmo dexter et sinister) olmak üzere iki tanedir. Göğüs boşluğunda bulunurlar ki iki akciğer ortada kalp, esophagus, trachea, büyük damarlar ve önemli sinirler içeren MEDİASTİNUM adı verilen aralıkla birbirlerinden ayrılmışlardır.
Bir akciğer yarım bir koniye benzer, buna göre konveks bir yan yüzü (facies costalis), az konkav bir iç yan yüzü (facies medialis, mediastinalis) ve aşağıda bir tabanı (facies diaphragmatica) ile yukarda tepe (apex pulmonis)’si vardır. Margo anterior ve margo inferior’u belirgindir.
İç yüzde akciğere girip çıkan oluşumların bulunduğu alana HİLUS PULMANİS (göbek) denir. Hilus yolu ile akciğere bronşlar, akciğer arterleri ile sinirler girer, akciğere venleri ile lenfa damarları çıkar. Bu oluşumların tümüne birden akciğer kökü anlamında “RADİX PULMONİS” denir.
Sağ ve sol akciğer üzerlerindeki derin yarıklarla (fissurae interlobares) lobus pulmonislere (akciğer lobları) ayrılmıştır. Pulmo dexter lobus superior, lobus medius ve lobus inferior olarak üç lob olmasına rağmen pulmo sinister losus superior ve lobus inferior olarak iki lobdan ibarettir. Sağ akciğerde bu lobları fissura horisontalis ve fissura obliqua, sol akciğerde ise sadece fissura obliqua birbirinden ayrılmıştır.
Akciğerlerin tabanı diaphragma üzerine oturur. Tepesi apertura thoracis superioru (claviculanın ortası hizasında l.costadan itibaren) 2-3cmi aşar.
1-Akciğerin yapısı:
Broncus principalisler Hilus pulmonisten içeri girince “AKCİĞER İÇİ BRONŞLARI” genel adını alırlar ve o taraf akciğerinin loblarına göre sağda üç solda üç dala ayrılırlar. Bu ilk dallara “BRONCHİ LOBARES” denir. Bunlarda birkaç segmente “BRONCHİ SEGMENTALES” segmentlerde çok sayıda bronchiolilere ayrılır. Bu şekilde ayrılmalarına devam eden bronşların çapları gitgide küçülür duvarlarındaki kıkırdak giderek yok olur yerini düz kaslardan ibaret bir duvar alır. Epitel kübikleşir, siller ve salgı hücreleri yok olur. Bronş ağacının son dallanmaları bronchioli terminales, bronchioli respiratori, ductuli alveolares şeklindedir. Ductuli alveolareslerin duvarları incedir ve yer yer şişkinlikler gösterir ki bunlara sacculi alveoli pulmonislerde sonlanırlar. Alveol duvarı yassı tek sıra endotel hücrelerden elastik ve reticüler liflerden yapılır. Bunlar etrafında kapiller bulunur ki, kapillerden akciğer venleri başlar. Her bir akciğerden iki adet VV. PULMONALES çıkar.
Ductuli alveolares, sacculi alveolares, alveolipulmonis birlikte bir akciğer acinusunun oluştururlar. 12–18 akciğer acinusu da lobuli pulmonum olarak adlandırılır. Her bir lobuli pulmonum da bağımsız bir akciğercik olarak değerlendirilir.
Akciğerin dış yüzü seröz pleura ile örtülüdür.
2-Akciğerin segmentleri:
Akciğer segmentleri lobların birer parçasıdırlar ve kendilerine özgü arter ven ve broncusları vardır. Tabanı akciğer yüzeyine doğru, tepesi hilusa bakan bu segmentler (lobuli pulmonis) bağımsız birer akciğerciklerdir. Segmentler arasında intersegmenter venler bulunur ki bunlar birkaç komşu segmentin kanını toplar.
Sağ akciğer segmentleri:
1)Lobus Superior:
- Segmentum apicale
- Segmentum posterius
- Segmentum anterius
2)Lobus Medius:
- Segmentum laterale
- Segmentum mediale
3)Lobus İnferior:
- Segmentum apicale
- Segmentum mediale
- Segmentum anterius
- Segmentum laterale
- Segmentum posterius
Sol akciğer segmentleri:
- Lobus Superior:
- Segmentum apicale
- Segmentum posterius
- Segmentum anterius
- Segmentum lingülare superius
- Segmentum lingülare inferius
2)Lobus İnferior:
- Segmentum apicale
- Segmentum basale mediale
- Segmentum basale anterius
- Segmentum basale laterale
- Segmentum basale posterius
3-Göğüs Zarı (Pleura):
Göğüs duvarının iç yüzü ile akciğerlerin dış yüzünü saran seröz zara pleura denir. Bu zar birleştirici bağ dokusu üzerine dizilmiş seröz epitelden yapılıdır. İki yapraktan ibarettir visceral plera ve pleura. Göğüs duvarının iç yüzünü örten yaprağına parietal pleura, akciğerlerin dış yüzünü örten yaprağın adı da visceral pleura denir. Her iki pleura yaprağı arasında “CAVUM PLEURA” denen bir boşluk oluşur ki bu boşluk bazı yerlerde genişlemiş çıkmazlar yapar.
Recessus Costodiaphragmaticus: Pleuranın costaları örten parçalarının birleştiği köşede oluşmuştur. En önemli recessustur zira pleura iltihabı nedeni ile seroz veya cerahatli eksuda burada birikir.
Recessus Costomediastinalis anterior et post: Medistinal ve costal pleuraların birleştiği yerlerde ön-arka, sağ sol teşekkül etmiştir.
Pleura costalis ve pleura mediastinalis akciğer tepesinde karşılaşırlar. Buraya CUPULA PLEURA denir. Cupula pleuranın tepesi clavicula hizasını 4cm aşar.
Pleura hilus bölgesinde Radix pulmonisin altında lig. Pulmonaleyi oluşturur.
4)Mediastinum: Her iki akciğerin hiluslarının bulunduğu yüzleri arasında oluşmuş bir boşluktur. Yanlarda pars mediastinalis pleura ile önde sternum arkada columna vertebralis, altta diaphragma, üstte apertura thoracis superiorla sınırlanmıştır.
Mediastinum üç ayrılarak incelenir. Angulus sterniden geçirilen tasarlı planın üzerinde kalan kısmına “Mediastinum Superius“ denir. Altında kalan Mediastinum da hilus ve radix pulmonisten geçirilen Anterius ve Mediastinum Posteriusa ayrılır. Her birinde şu oluşumlar vardır.
Mediastinum superius:
Arcus aorta ve dalları, vena cava superior, A.pulmonalis, Esophagus, trachea, Duc. Thoracicus ve Trunc. Symphaticus
Mediastinum anterius:
Pericardium ve kalp, N.phrenicus, A. ve V.pericardiophrenica thymus ve lenf bezleri.
Mediastinum posterius:
Aorta thoracica, esophagus ve Duc. Thoracicus N.Vaguslar
Trunc. Symphaticus, V.azygos, V.hemiazygos.
Mediastinum anterius ve Mediastinum posterius ikisi birden MEDİASTİNUM İNFERİUS olarak isimlendirilir.
AKCİĞER /GÖĞÜS KANSERİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
Sıkıntı ve stres
Sigara
Alkol
Uyuşturucu
Kalıtımsal nedenler
Mesleki sebepler
Beslenme bozuklukları
Gıdalardaki boya ve kimyasal maddeler
Katkı maddeleri
Tatlandırıcılar
Küfler
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Kilo kaybı
Ses kısıklığı
Balgam
Öksürük
Mide şikâyetleri
Sırt bölgesinde ağrı
LÜTFEN GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANINA GİDİNİZ.
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Akciğer kanseri tedavisi çeşitleri:
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ AMELİYAT
AKCİĞER/ GÖĞÜS KANSERİ KEMOTERAPİ TEDAVİSİ
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ RADYOTERAPİ TEDAVİSİ
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ BİTKİSEL TEDAVİSİ
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ OZON TEDAVİSİ
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ DOĞAL OKSİJEN TEDAVİSİ
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ PİSİKOLOJİK DESTEK TEDAVİSİ
Yukarda saydıklarımız bilinen akciğer kanser tedavileridir. Bunların hepsi yâda bir kaçı aynı anda yapılmaktadır. En önemlisi birlikte yapmak önemli bence.
Sizce de önemli olan burada hangi tedavi olduğu mudur?
Yok, ise hastanın iyileşmesi midir?
Tatbiki en önemlisi en doğru tedaviyi uygulamak ve netice almaktır.
Kimse kimseyi kötülemek ile bir yere varamaz.
ALLAH (c.c.) adaleti çok büyüktür.
Günümüzde görüyoruz bitkisel tedaviyi kötüleyenler hastalandıklarında ilk bize başvuruyorlar.
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ KEMOTERAPİ TEDAVİSİ
AKCİĞER KANSERİN de kimyasal tedavi tedavisi özellikle yapılan zorlu bir ameliyat ya da ameliyat imkânı bulunmayan hastalarda başarılı sonuç almak için değerli doktorlarımız mücadele etmektedir. Fakat bazen bu tek başına bir başarı sağlamayarak destek gerekmektedir.
AKCİĞER KANSERİN de kimyasal tedavi olup da ameliyatsız kimyasal tedavi ve ışın tedavisi sonucunda tümörün yok olduğu vakalar yok mudur? Mutlaka var. İşte burada yanılgı olmamalı başarılı çok sonuçlar alınmıştır yetersiz kaldığı durumlarda cevap çok açıktır. Burada her şey hasta ve yakınının özgür iradesine kalmaktadır karar sizin.
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİNDE KEMOTERAPİ TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ:
MİDE BULANTISI
İŞTAHSIZLIK
KUSMA
HALSİZLİK
KAN DEĞERLERİNİN DÜŞMESİ
KANSIZLIK
SAÇLARIN DÖKÜLMESİ
KİRPİKLERİN DÖKÜLMESİ
KAŞLARIN DÖKÜLMESİ
VUCUTTAKİ TÜYLERİN DÖKÜLMESİ
İÇ ORGANLARDA MANTAR
İÇ ORGANLARDA MANTARA İSTİNADEN İÇ KANAMA
KEMOTERAPİ SONRASINDA METAZTAS
AKCİĞER KANSERİNDE Kemoterapi tedavisinin yan etkilerini etkileyen nedenler:
HANGİ İLAÇ FABRİKASININ KEMOTERAPİ İLACINI KULLANDIĞI
İLACIN DOZAJI
İLACIN ALINMA SIKLIĞI
HASTANIN KAN DEĞERLERİ
HASTANIN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
HASTANIN MORALİ
HASTANIN TEDAVİYE OLAN İNANCI
Her ne olursa olsun kemoterapinin neticeleri faydalı ya da zararlı olması yine de hastanın kendi elindedir.
Peki, bu nasıl olur derseniz en önemli olan kişinin inanmasından geçer. Hayata sımsıkı sarılmak gerekir.
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ RADYOTERAPİ (IŞIN ) TEDAVİSİ
Akciğer kanserinde uygulanan radyoterapi tedavisi nasıl uygulanmakta:
TÜMÖR UFAK OLUP AMELİYATA GEREK GÖRÜLMEDİĞİNDE
TÜMÖR ALINMA RİSKİ OLAN YERDE BULUNMASINDAN DOLAYI
TÜMÖR BÜYÜK OLUP KÜÇÜLTMEK İÇİN
TÜMÖR BÜYÜK OLUP AMELİYAT İÇİN UYGUN HALE ETİRMEK İÇİN
KEMOTERAPİ SONUNDA UFALAN TÜMÖRÜ TAMAMEN YOK ETMEK İÇİN
KOMOTERAPİ SONUNDA KÜÇÜLMEYEN TÜMÖRÜ YOK ETMEK İÇİN
AMELİYAT SONUNDA KALAN UFAK PARÇALARI YOK ETMEK İÇİN
Yukarda saydıklarımızdan biri ya da bir kaçı radyoterapi için nedendir. Bu doktor tarafından verilen ortak bir karardır.
Kanserin tedavisinde ışın tedavisi başarılı olduğu durumlar mutlak suretle vardır. Ve devam edecektir. Önemli olan bundan sonra metastaz olmamasıdır. Bunun içinde ortak destek tedaviler mutlak suretle üretilmelidir.
Radyoterapi tedavisi kanser tedavisinde iyi sonuçlar yanında problemler de üretmektedir bunlar genel olarak nelerdir denilir ise!
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİNDE RADYOTERAPİ TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ:
AKCİĞER Kanserin tedavisinde ışın tedavisi başarılı olduğu durumlar mutlak suretle vardır. Ve devam edecektir. Önemli olan bundan sonra metastaz olmamasıdır. Bunun içinde ortak destek tedaviler mutlak suretle üretilmelidir.
Burada önemli olan ışın tedavisi tedavisinin hangi bölgeye yapıldığı önemlidir. Çünkü yan etkiler daha çok ışın tedavisinin yapıldığı oran ve yan komşuları ile ilgili yan etkilerin durumudur.
Durum böyle olancada tümör tedavisinde uygulanan ışın tedavisinin yan etkileri ancak
Yapıldığı bölgeye göre değişmektedir.
Işın tedavisi tümörlereler yok ederken aynı anda normal hücrelerde zarar verir. Bunları çok iyi anlamak gerekir.
IŞIN TEDAVİSİNİN UYGULANAN ORGAN VE KOMŞULARINA VERDİĞİ ZARARLAR
MİDE VE BAĞIRSAKDA İSE BU DIŞKILAMA SORUNLARI
BOĞAZ BÖLGESİNDE İSE SES TELLERİNE ZARAR VEREBİLME RİSKİ
İÇ ORGANLARDA İSE YAKININDAKİ ORGANLARI YAKMA RİSKİ
Aslında bunları zaten size tedaviye başlamadan önce size DOKTORUNUZ sizi bilinçlendirir ve anlatır siz buna hazırlıklı girersiniz.
AKCİĞER KANSERİ RADYOTERAPİ TEDAVİSİNDEN ÖNCE MUTLAKA BİTKİSEL BİR TEDAVİ ALINMALI
AKCİĞER KANSERİ KEMOTERAPİ TEDAVİSİ ÖNCESİNDE MUTLAK BİTKİSEL TEDAVİ ALINMALI
AKCİĞER KANSERİ BU İKİ TEDAVİDEN SONRA MUTLAKA TEKRARLAMAMA TEDAVİSİ UYGULANMALI
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ EVRELERİNDE TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?
Akciğer / Göğüs Kanseri evreleri bitkisel drog yönteminde
Önce kanser hücresinin ilerlemesi durdurulur
Kanser hücreleri bir çember içine alınır.
Kanser hücreleri parçalanır.
Parçalanan her hücre yeniden çember içine alınır.
Parçalanan kanser hücreleri etkisiz hale getirilir.
Etkisiz haldeki kanser hücreleri idrar dışkı ve ter yolları ile dışarı atılır.
Dışarı atımda gittiği yollar ve güzergâhlar temizlenir.
Vücudun bütün organlarının temizliği sağlanır.
Vücudu koruma kalkanı genişletilir.
Vücudun bağışıklık sistemi güçlendirilir.
Vücut bir daha kanser hücresiyle karşılaştığında ona karşı koruma kalkanı olacak olan sistem geliştirilir.
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ TEDAVİSİ İÇİN GEREKLİ RAPORLAR
UZMAN DR. TEŞHİS BELGESİ
TAM KAN SAYIMI
BİOKİMYA TAHLİLLERİ
KANSER MARKERLERİ
TOMOGRAFİ- MR ya da PET RAPORU
DR. nuz neyi uygun gördüyse bu rapor yeterli olacaktır.
PATOLOJI RAPORU
EPİKRİZ ( hastanede yatıldı ise )
AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ METAZTAS OLUŞUMU
Normal dokuların gelişmesini aşan ve onlara uyum göstermeyen kendini meydana getiren yaranını ortadan kalkmasından sonra dahi büyümesine ve üremesine devam eden doku kitlesidir.
Hücre sayısının artması anlamına gelen hiperploziden farkı kendini meydana getiren sebebin ortadan kalkması halinde dahi üremeye ve büyümeye devam etmesidir.
Tümörler insan vücuduna yarar hiçbir şey yapmaksızın kandan besleyici madde alarak normal dokuların zararına çalışır.
Ölmeyen hücreler ölümsüzler gibi desek yeri var. Var olur büyür gelişir. Ve devam eder bulunduğu organı ve yerleştiği yeri yok edene kadar taki ona bir dur diyene kadar çok hızlı bir şekilde büyüdükleri yani yayıldıkları gibi yavaş bir seyir de izleyebilirler yâda başka bir hastalığın tetiklemesini beklerler. Vücudun en zayıf düştüğü günde ben buradayım dercesine ortaya çıkarlar hain bir saldırının ilk ışıkları büyüme ve bitmeyen üremeleri ve genişlemeleri yok edene kadar devem eder.
Kanser vücuttaki kötü tümörlere denir. Kanser hücreleri çevredeki dokuları istila ederek ya da kan hücreleri, lenf damarları, sinir yoluyla da uzak hücrelerde istilaya gidebilirler Kanser hücreleri için dur durak olmaksızın sadece çoğalma dan başka bir şey yoktur.
Tümürler 2 klinik tipi vardır.
1 – AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ SELİM TÜMÖRLER
Yavaş ve genişleyerek yürürler yaşam için önemli bir yere yerleşmezlerse hastanın sağlığını etkilemezler. Genellikle iyi farklılaşmış olgun tipte dokulardan meydana gelirler.
2 –AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİ HABİS TÜMÖRLER
Bunlar daha hızlı büyürler. Normal dokulara sızarak onları istila ederler sağlığı bozarlar ölüme sebep olur. Farklılaşma düzeyi düşük hücrelerden yapılmıştır.
Habis tümörler çevrelerindeki dokuya doğrudan doğruya ya da asıl tümör dokusuyla ilgisi olmayan ikincil tümör odakları olarak yayılır. Buna METASTAZ denir.
Habis tümörlerinin yayılmaları tümör hücrelerinin birbirine yapışma derecelerinin azlığına ve temas engellemesi olayının kaybolmasıyla ilgilidir.
1-AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİNDE LENF YOLUYLA METASTAZ
Karsinomların en sık metastaz yaptıkları yoldur.
Tümör hücreleri lenfa yollarına ve burada birbirlerinden koparak embolüsler halinde lenf bezlerine taşınırlar. Lenf bezini istila ettikten sonra bezin kapsülünü ezerek çevre dokulara diğer taraftan da başka lenf yollarına girerek yayılmalarına devam eder.
Lenf yoluyla metastazın diğer yolu PERMASYON denen bir şekildir. Tümör hücrelerin lenf kanalı boyunca kesintisiz üremesi demektir.
2- AKCİĞER / GÖĞÜS KANSERİNDE KAN YOLUYLA METASTAZ
Genellikle serkomlarda görülen yayılma halidir. Tümör hücreleri ince bir vena civarına geçerek dolaşıma girerler. Embolüsler halinde yayılırlar. Vena yoluyla karaciğer akciğer ve kemik metastazları görülür. Bazen tümör hücreleri akciğer kapilerinden arter sistemine geçerler ve bu yolla akciğer karaciğer, beyin ve kemik metastazları yaparlar.
3-İMPLANTASYON YOLUYLA METASTAZ
Mukoza ya da seroza gibi yüzeydeki tümörlerden kopan hücrelerin çevre dokulara yapışmasıyla oluşan metestaz şeklidir.
KANSERDEN ÖLÜM SEBEPLERİ
ENFEKSİYON % 47
ORGAN YETMEZLİĞİ %
D.I.C. YAYGIN DAMAR İÇİ PIHTILAŞMASI % 28
Kanserden ölüm sebepleri başında gelmektedir.
KALSİNOGENEZ
Birbirinin peşince ilerleyen birtakım olayların sonucunda meydana gelir. Kanser hücresinin genetiğini değiştirir. Kanser hücresinin evlat hücrelerine nakil olur. Geçmişteki çevresel etkiler nedeniyle değişmiş hassaslaşmış genetik yapı kanserin ortaya çıkmasına neden olur.
1-KİMYASAL KARSİNOJENLER
Bir kısmı doğrudan doğruya kanser yapar anti kanser ilaçlarıdır bu ilaçlar kanser tedavisinde kullanıldığında muhakkak yeni bir kanser oluşturur.
2-PROKARSİNOJEN MADDELER
Aromatik hidrokarbonlardır bunlar karsinojenler olmak için değişime ihtiyaç duyarlar bu değişim sonucunda kanser oluşur. En kuvvetli karsinojenler dir, tütün sigara vb. maddeler.
Bunların kanser getirip getirmemesi enzimde bağlıdır. Bunların hepsi kanser meydana getirmez çünkü vücutta değişmez
DİMETHYL BEBZAN THRACERES SİGARA
BENAFTİLAMİNE BOYA SANAYİNDE
DİMETHYL AMİNOCUABENZEHEE
3-DOĞAL OLUŞAN KANSERLER
Afloksin b1,kötü saklanan bulgur, mercimek tahıl ve baharatlar gibi bazı kömür ateşinde pişirilmiş yiyecekler bunlar midede etkili kalsinojen hale getirir buda mide kanser ine neden olur.
4- ASPES
SU KANALINDA TENCERELERDE ISITICILARDA GÖRÜLÜR. AKCİĞER MİDE KANSERİNDE ETKİLİDİR.
5-VİNİL KLORİD
Bağcıların kullandığı böcek öldürücülerde vardır. Karaciğer-Akciğer-Beyin-lenf düğümleri tümörlerinde etkilidir.
Kanserden korkmayınız geç kalmaktan korkunuz.
SIK SORULAN SORULAR
Çam sakızı
Sinirli yaprak
Kara hindiba
Maydanoz
Roka
Sarımsak
Soğan
Siyah turp
Havuç
Beyaz lahana salatası ve yemeği
Zeytinyağı
Tereyağı doğal
Yumurta doğal köy yumurtası rafadan günde en fazla 1 adet
Bulgur hoşaf kan yapar
Bal kara kovan
Kepekli ekmek ve gıdalar yani lifli gıdalar
Zeytin yeşil
İncir
Elma
Armut
Erik
Kuşburnu
Turunç
Yer elması
Üzüm siyah
Hurma ACVE
Siyah Hardal tohumu sabah akşam 1 çay kaşığı
Çörek otu sabah akşam 1 çay kaşığı
Tere tohumu sabah akşam 1 çay kaşığı
Karabiber yeteri kadar
Nane sabah akşam 1 çay kaşığı
Yukarda saydıklarımız yetişkinler içindir. Ufak çocuk için miktarlar düşürülmelidir mutlaka ve kontrol gerekir. Mutlaka uzman yardımı alınız
Konserveler
Pastırma- salam -sosis
Süt tozu – krema
Suni gübre ile yetiştirilmiş veya çok fazla ilaç kullanılmış meyveler
Meyve suları hazır
Fasd food gıdalar
Izgaralar
Kızartmalar
Suni yumurta
Suni tavuk
Suni yemlerle beslenmiş hayvani gıdalar
Mercimek
Patlıcan
Hormonlu gıdalar
Radyasyondan olabildiğince uzak durun böyle durumlarda çıplak ayakla bol yürürüyün
Küflenmiş gıdalar
Yapay tatlandırıcılarla yapılmış gıdalar
Aspes
Sigara
Alkol
Gazlı içecekler
Çay ve kahve
Aşırı ultraviole ışınlarına maruz kalma güneş ışınları
İlaçlar yan etkileri ortada bazı antibiyotikler ve ağrı kesiciler
Kimyasal kökenli boya ve cilalar
Deterjan yani temizlik ürünlerini el ile teması
Yukarda saydıklarımız size daha sağlıklı yaşamak için tavsiyedir.
1-Sigara içmeyi bırakacaksınız
2-Alkol tüketimine mutlaka durdurun
Göğüs kanserine yakalananlarda yüksek oranda bir artış olduğu gözlenmiştir.
3-Günlük gıdanın en az yarısı lifli gıdaları seçin
Sebzeler hayvan gübresiyle gübrelenmiş gıdalar
Meyveler
Meyvesini toprağın altında besleyenler
Meyvasını toprak üstünde koyu renkte ve taneli olanlar
4-Her gün düzenli spor yapın imkânınız yoksa evde hareket
Yapın
5-Kadınlar için göğüslerinizi her en azından kontrol edin
6-Jinekoloji uzmanınız ile sürekli irtibat halinde olun
Muayenelerinizi aksatmadan gidin
7-Erkekler için el yordamıyla testis kontrolünüzü yapın
Bunu her ay mutlaka kontrol edin olağan dışı değişiklikleri
Doktorunuza mutlaka zaman geçirmeden gidin.
8-40 yaşından sonra düzenli olarak doktor muayenelerinize gidin
9-Güneşe dikkat güneşle nicem diye zararlı ışınlara dikkat uzun
Kollu kıyafetlerle bu önlemi alabilirsiniz
Denize de 10 – 16 arası ultraviole ışınlarının en fazla olduğu saatler bu saatlerde güneş ışığına maruz kalmayın
10-Düzenli olarak doktor kontrolleri ile kanser taramalarını
Yaptırın.
11-Derinizdeki her türlü değişikliği doktorunuza bildirin
12-Vücudunuzdaki anormal bir leke şişliği doktorunuza bildiriniz.
13-Izgarada yapılan ızgaralar dikkat. Yağ dumanı kanserojendir.
Kanser Bitkisel Tedavisi ve yeni gelişmeler hakkında Herbalist Recep ve Habertürk Muhabiri Burhan Kazmalı'nın röportajı
Daha ayrıntılı bilgi almak ve Başvuru için tıklayınız