İyileşme ÖrnekleriYaklasik 6 ay sonra ikinci Terapiye basladim ve ortalama 3 ay sonra Vicudum inanilmaz derecede direncli oldu. Agzimda ve Genital Bölgedeki yaralar artik cok nadir cikiyor ve acildigi gibi kapaniyor. Agrilarim hic kalmadi gibi desem yeridir. Benim görüsüme göre hastaligimda 20% eser kaldi. Ama Terapime devam ediyorum inaniyorumki en kisa zamanda hic sikayetim kalmayacak. Yazının tamamı... |
BEHÇET HASTALIĞI
- Nedir
- Nedenleri
- Belirtileri
- Alternatif tedavi
- Bitkisel Tedavisi
- Gerekli Raporlar
- S.S.S.
BEHÇET HASTALIĞI NEDİR
İlk olarak 1937 tarihinde PROF.DR. HULİSİ BEHÇET tarafından tanımlanmıştır.
En önemli özelliği ağızdaki aft denen yaralar.
Ağız yaraları
Cinsel bölgede oluşan yaralar
Cilt koltuk altı ve kasıklardaki yaralar
Behçet hastalığı bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve sebebi bilinmeyen, fakat virüslerin de etkin olduğu bir hastalıktır. Behçet hastalığını ilk olarak PROF.DR. HULİSİ BEHÇET bulmuştur.
Hastalık onun adıyla anılmıştır.
Bağışıklık sisteminin yetersiz kalması ile kronikleşen ve son anlarına doğru ÜVEİT ve bazen de ölümle sonuçlanan bir hastalıktır.
Behçet hastalığı spesifik tanı koydurucu laboratuvar bulgusu olmayan kompleks-multisistemik bir hastalıktır.
En yaygın bulgusu aftözstomatit (%100),
Genitalülserasyon (%75),
Uveit (%60-80),
Sinovit (%50),
Deri lezyonları (%56),
SSS tutulumu (%10-30),
Damar tutulumu (%10-37) dur.
YENİ TANIMLANAN TANI KRİTERLERİ:
Oral aft ve şunlardan ikisinin bulunmasıdır:
1.Genital ülserasyon,
2.Göz lezyonu,
3.Paterji testinin pozitif olması,
4.Cilt bulguları (eritemanodosum, pseudopannükülit, papülopüstüler veya akneiformnodüller).
BH'ınvasküler tutulumu vaskülitdir. Venöz veya arterieltromboz ve etkilenen damarlarda anevrizma oluşumuna eğilim vardır.
Budd-Chiarisendromu sonucu yaşamı tehdit eden hepatik nekroz, inferior vena kava ve superior vena kavadatromboz, yüzeyel ve derin venözokluzyon tanımlanmıştır.
Pulmonervasküler tutulum özellikle sorun yaratır.
Pulmoner semptomlar ortalama olarak hastalık başlangıcından 3.6 yıl sonra görülür. Hastaların 1/3'ü şiddetli pulmoner kanamadan ölür.
Antikardiolipin antikorlar (AKA) antifosfolipid antikorları göstermede en duyarlı testdir.
İmmünoglobulin G, M ve A olmak üzere üç subtipi vardır.
AKA'ların bugün 1.hem arteryel hem de venöz sistemde tromboz ve tromboembolizm, 2.tekrarlayan fetal kayıp 3.trombositopeni ile ilgisini gösteren sayısız çalışma vardır.
Başlangıçta primer olarak AKA-IgG'nintromboz ile ilgisi olduğu sanılırken bugün hem M hem de A izotipinintromboz ile birlikte olduğu bilinmektedir.
Tromboz hem arteryel sistemde hem de venöz sistemde, her çapta damarda gelişebilir.
Venöz sistemde en fazla alt ekstremitelerin derin ve yüzeyelvenlerinde görülür.
Bundan başka aksiller, renal, hepatikvenlerde ve inferior vena kavada yerleşir.
Çalışmamızda BH'da AKA-IgG ve AKA-IgM sıklığı ve bu antikorlar ile özellikle vasküler bulgular arasında ilgi olup olmadığı araştırılmıştır.
GENEL BİLGİLENDİRME BİLİMSEL YAZILAR
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ
Sayfa: 224-229, Cilt: 20, Sayı: 4, 1995
Behçet hastalığında antikardiolipin antikor sıklığı
Dr.Süleyman ÖZBEK, Dr.Eren ERKEN, Uz.Bio.Ramazan GÜNEŞAÇAR
Ç.Ü.Tıp Fakültesi İç Hastalıkları İmmünoloji-Romatoloji Bilim Dalı, Balcalı-ADANA
ÖZET:Antikardiolipin antikor (AKA) sıklığı klinik olarak aktif dönemdeki 36 Behçet hastası (BH) ve 33 sağlıklı bireyde araştırıldı.
Bu çalışmada AKA'ların hem immünoglobulin G (AKA-IgG) hemdeimmünoglobulin M (AKA-IgM) tipi ELISA yöntemi ile çalışıldı.
AKA-IgG hasta grubunda 2 (%5.55), kontrol grubunda 1 (%3.03) örnekte pozitif idi. AKA-IgM hasta grubunda 1 (%2.77), kontrol grubunda 2 (%6.06) pozitif bulundu.
Her iki grupta AKA-IgG ve AKA-IgM değerleri arasında fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.5 ve p>0.5).
AKA'lar SLE gibi bazı vaskülitik hastalarda yüksek düzeyde bulunmasına ve BH'ındavaskülertrombüs yaygın görülmesine rağmen bizim bulgularımız AKA'ların BH patogenezinde önemli olmadığını göstermektedir.
MATERYAL VE METOD
Bu çalışmada 36 BH ve 33 sağlıklı birey çalışıldı. Hasta grubunda 20 erkek, 16 kadın (yaş ortalaması 34.8 yıl), kontrol grubunda 24 erkek, 9 kadın (yaş ortalaması 34.5 yıl) bulunuyordu.
Behçet hastalarının hepsi aktif dönemdeydi.
Hastaların 36 sında oral aft (%100),
31'inde genitalülserasyon (%86.11),
15'inde uveit (%41.66),
1'inde vena kava superiorsendromu (%2.77),
1'inde nörobehçet (%2.77),
5'inde eritemanodosum (%13.88),
6'sında tromboflebit (%16.66) gibi damar tutulumu (%36.08) bulguları vardı.
Hastalara ait klinik ve laboratuvar bilgileri tablo-I'de görülmektedir. Toplanan serum örnekleri ölçümler yapılan güne kadar dondurularak saklandı.
AKA'ların hem G hem de M subtipi ELISA yöntemi ile ölçüldü.
Metod: Hasta ve kontrol serumları assaydilüent ile (1/100 10 mikroL serum+990 mikroLassaydilüent) karıştırılıp vortexlenir.
Mikro-ELISA plağının gözlerine 100 mikroL standart veya dilüe serum konulur. 30 dakika oda ısısında inkübe edildikten sonra 3 kez yıkama yapılıp kurutma kağıdı ile fazla sıvı uzaklaştırılır.
Her göze 100 mikroLkonjugat (anti-IgG HRP) konur. 30 dakika oda ısısında bekletilir. Her göze 100 mikroLsubstrat solüsyonu (15 ml %6 hidrojen peroksit içeren sıvı içinde 5 tablet O-phenylendiamin-HCl eritilerek hazırlandı) konur.
Oda ısısında ve karanlık bir ortamda 10 dakika inkübe edilir. Yine her göze 50 mikroL 4M sülfirik asit eklenerek reaksiyon durdurulur ve 492 nm'deabsorbans okunur.
Kitteki standartların konsantrasyonlarına karşı okunan absorbans değerleri kullanılarak çizilen standart grafikten örneklerin AKA değerleri Ü/ml biriminden hesaplanır.
Kontrol grubunun ortalama değerine standart sapmanın iki katı (2 SD) eklenerek elde edilen cutoff değerine göre hastalarda pozitiflik belirlendi.
SONUÇLAR
Hasta grubundaki 36 hastanın 3'ünde AKA pozitif bulunmuştur. Bu hastaların ikisinde IgG, birinde IgM pozitif idi.
Kontrol grubunda ise 33 sağlıklı bireyin 3'ünde AKA pozitif bulunmuştur. Ortalama AKA-IgG düzeyi hasta grubunda 5.981±3.24 U/ml (pozitiflik %5.55;2/36), kontrol grubunda 4.955±1.28 U/ml (pozitiflik %3.03; 1/33) idi.
AKA-IgM düzeyi hasta grubunda 7.656± 4.71 U/ml (pozitiflik %2.77; 1/36) ve kontrol grubunda 7.136±2.503 U/ml (pozitiflik %6.06;2/33) bulundu.
AKA-IgG ile AKA-IgM değerlerinde iki grup arasında fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.5 ve p>0.5).
BEHÇET HASTALIĞININ NEDENLERİ NELERDİR?
Sebebi belli olmamakla beraber, bağışıklık sisteminin yetersiz kalması ile birlikte virüslere yenik düşerek ilerlemesi sonucunda çözülemez hale gelmesinden kaynaklanır.
BEHÇET HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Ağız yaraları
Aftlar
Cinsel bölgedeki yaralar
Ciltte yaşanan bazı renk değişiklikleri
Eklem bölgelerinde ağrı
Sancı ve uyuşukluklar
Halsizlik
Ayaklarda ödem
Mide rahatsızlıkları
İshal
Üveit
Gözlerde ataklar ve görme kaybı.
BEHÇET HASTALIĞI ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Behçet Hastalığı Kortizon tedavisi
Behçet Hastalığı İlaç tedavisi
Behçet Hastalığı Ozon tedavisi
Behçet Hastalığı Hiperbarik oksijen tedavisi
Behçet Hastalığı Bitkisel tedavi
BEHÇET HASTALIĞI TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?
Behçet Hastalığı Tedavisi Ağız yaraları varsa bitkisel drog ile iyileşir.
Behçet Hastalığı Tedavisi Gözde kendini gösterdiyse dışarıdan ve ağız yoluyla göz eski haline getirilir.
Behçet Hastalığı Tedavisi Eklem bölgelerindeki ağrı ve sancı giderilir.
Behçet Hastalığı Tedavisi Varsa uyuşma ve halsizlik giderilir.
Behçet Hastalığı Tedavisi Mide rahatsızlıkları giderilir.
Behçet Hastalığı Tedavisi Vücuttaki iç organları sağlıklı bir şekilde çalışması sağlanır.
Behçet Hastalığı Tedavisi Sinir sistemi düzene sokarak düzenli çalışması sağlanır.
Behçet Hastalığı Tedavisi Beyin düzene sokularak virüslerle savaşma talimatı verilir.
Behçet Hastalığı Tedavisi Bağışıklık sistemi düzene sokularak savaş kabiliyeti artırılır.
Behçet Hastalığı Tedavisi 4-8 kür gibi kısa bir sürede vücuttan tamamen atılır.
Behçet Hastalığı Tedavisi Tekrarlamama bitkisel drog ile bitirilir.
BEHÇET HASTALIĞI TEŞHİSİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?
- Rutin Biyokimya Testleri
- Tam Kan Sayımı
- Paterji Testi
- Teşhis Raporu
SIK SORULAN SORULAR
Eklem bölgesindeki ödem Behçet olabileceği gibi farklı bir romatizmal hastalık da olabilir. DOKTORUNUZA başvurunuz.
Kortizon tedavisi
Ozon tedavisi
Oksijen tedavisi
Bitkisel tedavi
Tedavi esnasında 2ay biraz zahmetli olmasına rağmen sonraki aylarda daha rahat tedavi olabilir.
Teşhis konulmamış hastaya sadece hastanın söyledikleri ile tedaviye başlanıyor ise,
Laboratuvar bulgular olmadan hasta tedaviye alınıyor ise,
Doktor teşhisi olmadan tedavi yapılıyor ise,
Gerekli radyolojik bulgular olmadan tedavi yapılıyor ise,
Kişinin yaş boy kilo yaşadığı yerin tedavide ne kadar etkili olduğu bilinmekte.
O zaman yapılan bitkisel tedavi neden başarısız olduğunun cevabı da alınmış olur.
Behçet BİTKİSEL TEDAVİSİ ve ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMLERİ YENİ GELİŞMELER hakkında herbalistdagistanlirecep ve Haberturk Yalova Muhabiri Burhan Kazmalı nın Röportajı
Daha ayrıntılı bilgi almak ve Başvuru için tıklayınız