Diller
Anasayfa Hakkımızda Basında Biz İyileşme Örnekleri İletişim

MAKALELERİMİZ

  • Modern Tıp
  • Sağlıklı Beslenme
  • KOLESTEROL
  • ANTİOKSİDAN
  • Dağlıların Tedavisi
  • Tedavide Geç Kalma

MODERN TIP MI? ALTERNATİF TIP MI?

Merhabalar,

Günümüzde modern tıp ve alternatif tıp arasında bir savaş varmış gibi gösteriliyor. Aslında ikisi de bir babanın çocukları gibi; ne kadar farklı olabilirler ki...

1400 yıl öncesine, Peygamber Efendimiz zamanına baktığımızda Haris İbn-i Kelede, El Razi, Davud El Taki gibi bir çok lokman hekim göze çarpar. Çok daha geriye gittiğimizde ise Hipokrat (Hippokrates)'ı tıbbın babası olarak kabul ederiz. Denir ki, tıbbı Hipokrat yaratmıştır. Yüz yıllar öncesinde, modern tıp henüz modern tıp adını almamışken lokman hekimlik vardı, diğer adıyla koca-karı ilaçları... Zaman geçtikçe sanayileşme ve çıkar ilişkileri üst düzeye vardı, ilaç fabrikaları hastalıkları kendilerine göre uydurmaya ve kendilerine yönlendirmeye başladı. Bu konuyla ilgili bir çok doktor, üst düzey bilim adamı ilaç fabrikalarının ayak oyunlarıyla insanları nasıl hasta ettiklerini, nasıl ilaca bağımlı hale getirdiklerini ortaya koymuştur.

Günümüzde hastalıkların tamamına baktığımızda genetik sebepler, ilaçların yan etkileri, hormonal gıdalar, kötü çalışma şartları, genetik şifreleri kırılmış gıdalar, yapay gıda ürünleri, oksijensiz yaşam, hastalıkların ana nedenleridir. Peki bunları bu hale getiren lokman hekimlik miydi? Tabii ki hayır. Modernlik adı altında insanlar değiştirildi. Köyde yetişen yiyecekler "köylü malı" denerek küçümsendi. Büyük market zincirlerinde hormonlu gıdalar büyük reklamlarla özellikle çocuk kitlelere özendirilip satışa sunuldu. Reklam kozunu çok iyi kullanan firmalar görsel basını ve yerel basını da kullanarak hedeflerine ulaştılar. Bu yapılanların asıl amacı ilaç endüstrisi ve piyasasıdır. İlaçla reklam yasak deniyor, ama diğer yandan ilaç fabrikaları reprezantlar yoluyla hekimlere ilaç pazarlıyorlar. Bu konuda hem ulusal hem de uluslararası alanda bir çok haber çıktı. Şimdi size soruyorum, hangi lokman hekim hangi hastanın üzerinden kendine pay çıkarmış?

Şuna inanın ki, modern tıp alternetif tıpsız, alternatif tıp da modern tıpsız bir yere varamaz. Bu da sadece şunu gösterir ki, her zaman paylaşımdan yana bir taraf sergilemek ve paylaşmak gerekir. Burada önemli olan eğer insan sağlığı ise, ben de diyorum ki, o zaman beraber çalışmak varken bu kavga ne? Neyi paylaşamıyoruz? Ortada o kadar büyük bir rant var ki, ilaç fabrikaları bu pastayı paylaşmak istemiyorlar. Tek sıkıntı bu.

Hiç kimse doktorlara karşı olamaz. Eğitimine yıllarını vermiş bu büyük orduya "işe yaramazsınız" demek, hatalı bir davranış olacaktır. Bizim tek isteiğimiz ortak çalışmalar yapabilmektir. Çünkü bu tüm insanlığa büyük faydalar sağlayacaktır.

Bitkilerin gücü küçümsenemez. Bitkilerin, şu anda kullanılan ilaçların çoğunun hammaddesi oldukları unutulmamalıdır. Peki madem bu ilaçların hammaddesi bitkiler, bitkisel tedaviye nasıl karşı olabilirsiniz? Bu karşı duruşun tek sebebi vardır; o da RANT.

Söylenecek daha çok şey var. Ama şimdilik bu kadar yazacağım. Sonuç itibariyle, bitkilerin gücünü keşfetmek gerekir. Uygun ellerde bitkiler, tahmin bile edemeyeceğiniz virüslere, tümörlere karşı amansız savaşlar verebilir. Geçmişte bunlar kanıtlanmıştır. Son söz yine sizindir.

SAĞLIKLI BESLENMEK 


YEMEK YERKEN

    Yemek yeme alışkanlığınızı değiştirerek  azar azar yiyerek mide yi yormadan yemek yeme alışkanlığı geliştirin
Sabah kahvaltısını mutlaka yapın
Öğün atlamayın
Sık sık ve doymadan sofradan kalkın
Yemek yerken yavaş yemeye özen gösterin

YEMEK PİŞİRİRKEN
    Haşlama  
buğulama
ızgara tercih sebebi olmalı

YENİLCEK GIDALAR

    Posa bakımından zengin gıdalar tüketin
Nişastalı besinleri tercih edin
Taze meyve sebze tüketimini artırın
Yeşil yapraklı gıdaları seçin
Salatalık
Domates likopen maddesi damarlarda kolesterol birikmesini engelliyor.
Sarımsak-soğan-
Yer elması
Patates kabukları ile iyice temizledikten sonra
Havuç-karaturp-şalgam
Kereviz
Enginar
Brokoli
MEYVALAR
Greyfurt
portakal
Limon
Elma Hazımsızlık için geceleri kabukları ile 2 elma yiyin
Kivi
Ayva
Taze erik
Kuru erik

İÇECEKLER
Bol su için
Gazlı içeceklerden uzak durun
Soda içebilirsiniz minaral açısından zengin
Bol meyva suyu tüketin

GENEL KURALLAR
Yağ tüketiminde zeytin yağı ve soya yağını tercih edin
Et yerken yağsız kısmını tercih edin
Hindi eti tercih edin
Balık özellikle derin denizlerde yaşayanlar canavar balıkları tercih edin

UZAK DURULMASI GEREKEN GIDALAR
    Unlu gıdalar ve mamulleri
Tatlılar ve tatlı ürünlerinden şekerlemelerden uzak durun
Sakatatlardan uzak durun işkembe,kelle paça,kokoreç vb,
Pastırma, sucuk, salam, sosis, jambon
Donmuş gıdalardan uzak durun
Alkollü içkilerin vücut için zararlarını ve kalori açısından zararını unutmayın
Kızartmalardan uzak durun
Hazır çorbalar
Hazır gıdalar
Turşular
Cipsler
Mayonez ve ketçaplar
Hazır et suları
Tuzu kontrollü olarak kullanın fazlasının zararlı olduğu unutulmamalı
Yağlardan uzak durun günlük yağ tüketimi 50 gr dan fazla olmamalı

YAŞAM İÇİNDE UYULMASI GEREKENLER

    Kolesterol seviyenizi ve kolesterol tipinizi belirleyin
LDL KOLESTEROL  ARTMASI ZARARLI
HDL KOLESTEROL  ARTMASI YARARLI

        TOTAL KOLESTEROL    LDL        HDL

NORMAL          200 ALTI          130 ALTI        40  ÜSTÜ

HASTALIK        ARTMIŞ             ARTMIŞ          AZALMIŞ

 

    Uyku düzeninizi kesinlikle bozmayın 8 saat uyumaya dikkat edin
Kilonuza dikkat edin ve boy kilo yaş oranlarını mutlaka uyun
Sigarayı kesinlikle bırakın
Sigar dumanı olan yerlerden de uzak durun pasif içici durumda olmayın
Oksijensiz ortamlardan uzak durun
Özellikle sisli havalardan uzak durun

KALP DAMAR SAĞLIĞI İÇİN
Sporu alışkanlık haline getirin her gün en az 20 dk yapmaya çalışın
Yüzme –kürek sporu-yürüyüş-bisiklet
Ağırlık çalışın kontrollü olarak
Kalp hastaları doktoru doğrultusunda hangi sporu yapabileceğine karar vermeliler
Sarımsak faktörünü unutmayın o büyük bir antibiyotik ve damar açıcıdır
B  vitamini alın
Zeytin yağını sofranızdan eksik etmeyin
Elmayı sofranızdan özellikle gece en az bir adet kabukları ile yiyin hazım kolaylaştırır.
Kızartmadan mutlak uzak durun
Cipslerden uzak durun sizin korkulu rüyanız bu sakın unutmayın
Fındık sizin için önemli sakın unutmayın

DEZENFEKSİYON:        

Kimyasal olanlar:
Formalin
Krezol
Zefran
Süblime
Kireç
Alkol

FİZİLSEL OLANALAR:

SOĞUK         Bakterilerin üremelerini engeller  ÖLDÜRMEZ
SICAKLIK    Bakterileri 160- 600 derecede öldürür.
GÜNEŞ         Bakterileri öldürücü özelliği vardır.

     Deniz kıyılarında ve yüksek dağlık yerlerde temiz hava mevcuttur. Bu yüzdende verem ve ağır solunum yolu enfeksiyonlarında doğal ortamlar tavsiye edilir.

 

    ATEŞLİ HASTALIKLAR DA HASTA YEMEĞİ:

  • Hastada iştahsızlık baş gösterir
  • Kuvvetli gıdalar verilmemeli
  • Hasta yemek için zorlanmamalıdır
  • Uygun bir diyet vucut hastalıkla mücadele eder
  • Başlangıçta meyva suları verilebilir.
  • İştahsızlık kalkınca önce meyva-sebze-yağlı ve protein verilebilir

 

ORUÇ KÜRÜ:

  • Sindirim bozuklukları
  • Romatizma
  • Eklem iltahapları
  • Şeker hastalığı
  • Bez şişmeleri
  • Kireçlenmeler
  • Deri hastalıkları
  • Yüksek tansiyon
  • Astım
  • Böbrek taşları
  • Safra taşları
  • Aşırı şişmanlık
  • Kolesterol yüksekliği

 

     Oruç tedavisinde dilde paslanma ağızda kötü kokular oluşur hastaya sadece meyva suları ve veya bitki çayları verilir.
Bağırsakların temizliği içinde 1 lt. soğuk su ile lavman yapılır.

ORUÇ KÜRÜ  SAKINCALI OLAN  HASTALIKLAR:

  • Kanser hastaları
  • Guatr
  • Tüberküloz
  • İsteri
  • Halsizlik

 

İŞTAHSIZLIK:

  • Bol miktarda çiğ yiyecekler verilir
  • Yeterli beslenme için bal yumurta sarısı vb.
  • Yoğurt yedirilmeli
  • Meyve suları
  • Sirke sarımsak karabiber
  • Çeşitli baharatlar
  • Maydanoz  bunlar iştahı açar
  • Etli-yağlı-sulu yiyecekler iştahsızlığı artırır.

 

 

 

CALSİYUM İÇERİKLİ YİĞECEKLER:

  • Soya fasulyesi ve ununda
  • Patates
  • Sebzeler
  • Kuru fasulye
  • Şeker ve hamur işleri

 

GÜNEŞ BANYOLARI:

  • Zayıflık
  • Kansızlık
  • Raşitizm
  • Romatizma
  • Kadın hastalıkları
  • Egzama
  • Kemik ve eklem tüberkülozları
  • İyileşmeyen yaralar
  • Eklem iltihabı
  • Siyatik

 

GÜNEŞ BANYOSU ZARARLI OLANLAR:

  • Uykusuzluk
  • Guatr
  • Yüksek ateş
  • Tansiyon yüksekliği
  • Kalp damar rahatsızlıkları
  • Heyecan

 

KOLESTEROL
            Kolesterol nedir önce bu kadar önemli hayatımızın vazgeçilmezlerinden ve problemlerinden biri nedir bu?

            Yaşayan canlılarda vücudunda bulunan vücudumuz içinde olmazsa olmazlardan biridir.

            Karaciğerde üretilir lipoproteinler ile taşıyıcılara bağlanır. Taşıyıcılar kolesterolün kanda çözünerek vücudun her bölgesine ulaşmasını sağlar.


            Balmumu kıvamındadır beyaz görünümünde kristal gibidir vücuttaki oranları bazı değerleri aştığında zararlı hale gelir azı yarar fazlası zarardır. Vücutta özel görevler içinde bulunurlar.

            Böbrek üstü bezi, husye, yumurtalık kolesterolü yaparlar.
         Kan
         Sinirler
         Beyin
         Karaciğer
         Dalak
         Böbrek üstü bezleri
         Safra

Bulunurlar.  

KOLESTEROL NEDİR GÖREVLERİ  
Sinir dokularının dayanımlıklarının sağlar
Vücuttaki su dengesini sağlar
Vücuttaki alyuvarları düşmanlarına karşı zararlı maddelere kalkan görevi yapar.
Vücuda girebilecek dışardan deri ile girebilecek mikroplara karşı kalkan görevi yapar.
Hücre zarının
Bazı hormonların
Vitamin D’nin oluşmasında önemlidir 

KOLESTEROL BELİRTİLERİ  
         Baş dönmesi
         Uykusuzluk
         Ciltteki sarı lekeler
         Halsizlik
         Görme problemleri
         Gözde gelişen değişiklikler
         Gözaltındaki siyahlıklar
         Ağız tadının kaçması acılık hissi duymak
         Ter kokusunda ağırlaşma
         Sinirsel problemler
         Gerginlik
         Mide problemleri hazım iştah problemleri
         Baş ağrısı Bu sebepler kolesterolün yüksekliğinin sebepleri olabilir.

KOLESTEROL YÜKSELMESİ NEDENLERİ
         Alınan gıdalardan dolayı kaynaklanan yükselmeler
         Kolesterolü üreten organların dengesiz çalışması
         Kolesterolü dengeleyen organların dengesiz çalışması
         Dengesiz beslenme

KOLESTEROLÜN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR
         Damar sertliği hastalığından kaynaklanan problemler
         Ciltteki yağ lekeleri
         Vücuttaki değişik yerlerdeki yağ bezeleri
         Kalp ve damar hastalıkları
         Siroz
         Safrakesesi hastalıkları
         Karaciğer rahatsızlıkları
         Safra taşlarının oluşması
         Dalak şişliği
         Gece körlüğü
         Damar setliği ile ilgili olarak beyin damar tıkanıkları

VÜCUTTAKİ KOLESTEROL VE LDL COL HDL COL DEĞERLERİ mg/dl      

LDL COLESTEROL: KÖTÜ KOLESTEROL
Kanda fazla olması atar damarlarında iç çeperinde birikme neticesinde daralma tıkanıklıklara neden olur.

       HDL COLESTEROL: İYİ KOLESTEROL 
            Yüksek yoğunluklu lipoproteinler (HDL) kolesterolü kandan alıp karaciğere götürür. Karaciğer kolesterolü işler ve atıma hazır hale getirir. Damarlarda birikme ihtimalini ortadan kaldırır.

            LDL Kolesterol düzeyi
            Kişide kalp ve damar hastalığı yoksa LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl’nin altına düşürülmesi yeterlidir.
            Kişide kalp ve damar hastalığı varsa, hedef LDL-kolesterol düzeyi, 100 mg/dl’nin altı olmalıdır.

TOTAL KOLESTEROL LDL HDL
NORMAL 200 ALTI 130 ALTI 40 ÜSTÜ
HASTALIK ARTMIŞ ARTMIŞ AZALMIŞ

                               ANTİOKSİDAN

         Herkes ister ki sağlıklı bir yaşam mutlu bir hayat yaşamak ister kim istemez ki hastalıkların olmadığı yaşamın sınırsız olduğunu fakat bunun mümkün olmadığı aşikârdır. bizler sadece olabilecek olaylara karşı ne direnç gösterebiliriz bunun hesabı içindeyiz.
Zaman içersinde her gün yeni bir hastalık ve virüs çıkacak bunlara karşı yeni tedbirler almak gerekecek fakat şu bilinmeli ki doğa hangi zamanda olursa olsun o hastalığın çözümünü doğa vermiştir.
Bur da bilinmesi gerekenler yapay ve sentetik dünyada değil doğal yaşamdadır.
Doğal yaşamın gerekliliklerini yapmış olsak bugün bir çok problemin de ortadan kalktığını görmüş oluruz.
Antioksidanlar vücudumuzdaki zararlı etkilere karşı vermiş olduğu mücadelelerle ortaya çıkararak gündemdedir.
Antioksidan nedir ne işe yarar bunları artık toplumda sıklıkla takip edilmekte bu konuda nerdeyse herkes az yada çok bilgilendirilmişidir.
Antioksidan bir çeşit savaşan askerlerdir.vücudumuzun savaşa yardım eden kimyasal maddelerdir.bunu vücudumuz da üretebilir alınan gıdalarla da alınabilinir.
Antioksidan etkisi  vücuttaki bir çok hastalığa ka rşı mücadele açısından çok önemlidir.bur da önemli olan vücudumuza ne kadar saygı duyduğumuz ona ne kadar değer verdiğimizdir. O hastalandık dan sonra ona yardım etmeye çalışmadan önce biz değer vermeliyiz.
Vücudumuza zamanında yardım ederek onu dış etkilerden korumak bizim elimizde,bur da yapılması gereken vücudumuz için nelerin gerektiğini bunların doğal olarak nasıl alınacağını bilmeliyiz.her şey geçtikten sonra ne kadar antioksidan alsak da boş
Bu zamanında yaparak vücudu virüs ve enfeksiyonlara karşı savunmasız bırakmamalıyız.
Eğer ki zamanında alınan savunma duvarı dışarıdan gelebilecek her türlü düşmana karşı vücudumuzu savunarak onlara karşı bir savunma hattı oluştururlar.böylece en doğal savunma sistemini kurmuş oluruz. Bur da görev bize vücudumuza verdiğimiz değere ona karşı göstermiş olduğumuz hassasiyeti gösterir.
Antioksidanlar ve geri kalan ne kadar besin maddesi varsa hep beraber verdikleri mücadeleyle ortaya sağlıklı bir vücut ortaya çıkar

VATAN GAZETESİ:  

New scientist bilim dergisi:

         Antioksidan etkiye sahip olduğu sanılan vitamin haplarının faydadan daha çok zarara olduğunu yazıyor.
Daha önce  90 lı yıllarda yapılan araştırmalarla antioksidan etkiye sahip e vitamini haplarının kalp krizi-felç-riskini azalttığını anlaşılması üzerine bu antioksidan hapların satışında artış olmuş fakat yıllar sonra bu ilişki kanıtlanamamıştır.
Ayrıca e vitamini ve c vitamini haplarının da daha değişik etkiler içinde olduğunu ortaya koymuşlardır.
Ne alınması gerekiyorsa en doğal yollarla olmalı
Antioksidanları almak istiyorsak doğal yollarla alınmalı ne varsa doğada var.
Doğal yollarla alınan bir çok besin bel ki geç etki eder fakat vücuda zarar vermeden etki ederek vücuda faydalı olurlar
Antioksidan içeren besinlerin tamamını vitaminler konusunda verdik
Allah Şifa Versin

DAĞLILARIN TEDAVİ ŞEKİLLERİ

Albay Runovski, Kaluga şehrinin emniyet amiriydi. Aynı zamanda esarette olan İmam Şamil'e rehberlik görevi de Çar tarafından kendisine verilmişti. Görevi icabı devamlı İmam Şamil ile irtibat halinde olan Albay Dağıstan'da enteresan bulduğu konuları imama sorardı. Bir gün albay imam şamile şöyle bir soru yöneltti;

- Dağlarda isim yapmış ve bizim doktorlardan daha fazla şöhretli doktorlardın olduğunu biliyoruz. Böyle kabiliyetli bu insanlar herhangi bir yerden idare ediliyor mu? Ya da olağanüstü pratikten faydalanma gibi bir sistem uygulanıyor mu?

İmam şöyle cevap verir;

- Halkımızın yaralanmaları değişik türlerden oluşur, onların tedavilerinde kullanılan ilaç ve tıbbi malzemelerin de değişik olmasını gerektirir. Hekimlerimizin cerrahlarımızın bilgileri de kıyaslanamayacak derecede yüksektir. şayet bu hekimler ve bu tedaviler olmasaydı Dağıstan halkı büyük kayıplar  verirdi. Kısacası ateşli ve soğuk silahların açtığı yaralar, ölüm derecesi hariç, Dağıstan cerrahlarınca başarılı bir şekilde tedavi edilir. Bu cerrahların tedavi edemeyeceği yara yoktur.

Bunun özelliklerini çoğaltabiliriz, uzaklara gitmeyelim, burada karşınızda olan ben Şamil olarak, birçok kez öldürücü yaralar aldım. Her şeye rağmen, büyük cerrah ve hekim Abdülaziz kendi sistemi ile beni tedavi etti.
Bu son yıllık savaşlardan evvel de Dağıstan'da  cerrahlar-hekimler vardı. Savaş olmayan dönemlerde de bu hekimler halka şifa dağıtıyorlardı. Dağıstan hekimlerinin kendilerine has tedavi yöntemleri ile sağladıkları başarılar ,tıp ilminde şaşkınlık yaratmıştır. Unutulmamamsı gerekir ki, bu çeşit tedaviler Dağıstan'da bin sene evvel de uygulanıyordu.
Dağıstan'ın tecrübeli hekimlerinin üstün yönlerini ise, tedaviden sonra hastada en ufak bir rahatsızlık kalkmamaktadır. Bunun canlı örneği olarak ben kendimi gösterebilirim. Birçok ateşli silahların açtığı yaralardan başka vücudumda 40 tan fazla irili ufaklı kılıç ve süngü yaraları vardı. Buna rağmen Dağıstan hekimlerinin maharetli ve başarılı tedavileri ile sağla kalarak savaşa devam ettim. Tedavi gördüğüm bu kırıklardan ve yaralardan hiçbir zaman rahatsızlık duymadım.

- Sizin Dağıstan hekimlerinin Tıp'a meydan okuyan bu başarılarının sırrı nedir? Ne tür ilaç kullanıyorlar ki bu kadar başarılı oluyorlar?

- Hekimlerimizin kullandığı ilaçlar bitkisel merhemlerdir. Bunlar genelde tereyağı muhtelif ağaçların kabukları, ağacın ispinosu, reçinesi,katranları ve diğer tedavi için gerekli malzemeler. Bu bitkilerden üretilen ilaçlar yalnız hekimler bilir. Ayrıca bu tür ilaçlar, yaraların dışında hastalıkların tedavisinde de kullanılır.

Dağıstan hekimleri için "dağlılar doğarken, hekim doğarlar"diye espri yapılır. Dağıstan'da ameliyat esnasında hiçbir hastanın-yaralının can verdiği duyulmamıştır. Fakat çeşitli ülkelerde ameliyat masasında kalan hastaların ölüm haberleri sık sık duyulmaktadır.

Konuyla ilgili olarak,bir olayı da burada nakletmeden geçemeyeceğim. Çar ordusunun 10. Kafkas hudut Alayı muhafızlarından mülazım subayı, Paruçik Suxaomplipov 1854 yılında yaralı olarak Çeçenlere esir düşer. Alnından giren kurşun kafasında kalmış.Yaralının kafatasını kamayla açmışlar ve içerideki kurşunu çıkararak tedavi etmişler.. iyileşen Rus subayı Puruçik daha sonra vazifesine devam etmiş ve  bu olay zamanın tıp ilminde büyük başarı olarak yankı yapmış.

Dağıstan hekimleri özellikle Şamil döneminde  ve onun himayesinde çok daha şöhret kazandılar . O zamanlar ünlü hekim olarak bilinen bazılarının isimleri şöyleydi; Kuntad köyünden ... Muhammed, Epreli'den Hüseyin Muhama, Kadatlı köyünden Kudatlı Muhama. Kudatlı Muhama'nın romatizma tedavisinde de uzman olduğu söylenir.

Kaynak: "EKO" Kafkasya, No:1, 1995 Moskova
Tercüme: Musa RAMAZAN
Kaynağı görmek için tıklayınız.

TEDAVİDE GEÇ KALMA ve BİTKİSEL TEDAVİ

Merhabalar,

Kemoterapi ve radyoterapi... Eğer bu tedaviler gerçekten sonuç veriyor olsaydı, hastalara ve yakınlarına "elimizden geleni yaptık, son günlerini evinde geçirsin" denmez, hastalar ölüme terk edilmezdi. Bunu söylemenin neresi yanlış, anlayamıyorum. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış, bu gerçekten doğru. Ben hiçbir zaman "modern tıp yalandır" veya "doktorlar sizi kandırıyor" gibi sözler söylemedim. Bir-iki bilim adamının yaptığı yanlış, bütün tıp dünyasına mal edilemez. Tıpkı bir-iki sahtekar herbalistin yaptığı yanlışların tüm herbalistlere mal edilemeyeceği gibi...

Gazeteler her gün bir yenisini yazıyor meslek onur ve haysiyetini unutarak paraya tamah etmiş bilim adamları hakkında. Bu rant geçmişte de vardı, bugün de var, gelecekte de olacak. İlaç fabrikaları ve doktorlar arasındaki bu çıkar ve avanta kapısı imkansızdır. Bu sadece kişinin içinde onurlu olması, namuslu olması, kendine saygı duyması, başkalarına saygı duyması ile ilgili bir durum.

Bitkisel tedavinin gücünün onlar da farkında. Fakat ortada o kadar büyük bir rant kavgası var ki, bu pastayı elinde bulunduranlar paylaşmaktan yana değiller.

Bugün modern tıpta yanlış tedavi bile olsa bir kılıfa uydurulur. Durum riskli ise aile fertlerine imza attırılır eğer tedavi sonucunda hasta kaybedilirse sorumluluğun ailede olduğuna dair. Benim kızgınlığım, bitkisel tedavinin ilk safhalarda reddedilmesi. Fırsat varken modern tıp ve alternatif birlikte kullanılmayıp, tabirimi maruz görün ama, hastanın posası çıktıktan sonra "otları deneyin" derler. Küçümsedikleri o "otlar", birçok ilacın yapımında zaten kullanılmaktadır.

Ben insanlık ve bilim adına yapılacak her çalışma için her zaman hazırım.

Sağlıkla kalın.